reklam reklam
Ana Sayfa Bizden Haberler, Duyurular, Genel, Yazarlarımız 13.07.2013 585 Görüntüleme

ANKARA ÇUBUK AKKUZULU KÖYÜ MAHALLESİ

Doktora mı? Güveneceğiz Eczaneye mi?

Elektronik reçeteye geçilmesiyle birlikte hastalarla eczacılar arasında bir takım tartışma yaşanmaya başladı.

Hastalar ilacını eczaneden alırken ya da aldırırken dikkat ve takip etmeliler.

Verilen reçete şifresiyle eczanelere giden vatandaşlar, doktorun yazdığı ilaçları görmedikleri için tereddüde düştü.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nu (SGK) soru yağmuruna tutan hastalar, “Eczane doktorun yazdığı ilaç yerine başka ilaç veriyor, orijinal hap yerine eşdeğer hap alıyoruz” şikâyetlerini iletti.

Türkiye genelinde uygulamaya giren e-reçeteyi 120 bin doktor kullanıyor. E-reçeteye geçilmesiyle beraber, kâğıt reçetenin tarihe karışması hastalarda kafa karışıklığını da beraberinde getirdi. Doktorun sadece şifre verip gönderdiği hastalar yazılan ilaçları göremediği için tedirgin oldu.

SGK’ ya benzer şikâyetleri ulaştıran vatandaşlar, “Eczacılar muadil ilacı veriyorsa ben nereden bileceğim” gibi kaygılarla kâğıt reçetenin de kendilerine verilmesini istiyor.

1 MİLYON REÇETE

Her gün 1 milyon reçetenin girildiği sistemde e-reçetenin hizmetleri hızlandırdığını dikkate alan SGK yönetimi ise vatandaşlar için orta yol buldu.

SGK yetkilileri de “Doktordan elektronik reçeteyle şifrelediği ilacın ismini bir kâğıda yazmasını isteyin” çağrısında bulundu.

Kurum yetkilileri, “E-reçeteyle hastalara hekimin yanından ayrılırken reçete verilmemesini önermiyoruz. Hekimle hasta arasındaki ilişkiyi güçlendirme açısından kâğıt reçete önemli. Biz devletin eczanelere ödeme yapmasını kolaylaştırmak için e-reçeteyi getirdik. Eczaneler artık kuruma kâğıt reçete göndermiyor. Hastalarımız reçete mi alabilir miyim talebinde bulunabilir ve doktorundan ilaçların çıktısını alabilirler” değerlendirmesini yaptı.

Elektronik reçetede eczanelerin muadil ilaç verme sorunu nasıl çözülecek?

Eşdeğer ilaç mı, orijinal ilaç mı?

Son aylarda Sağlık Bakanlığı, eczaneler, doktorlar ve ilaç firmaları arasında eşdeğer ilaç-orijinal ilaç savaşı yaşanıyor. Bu tartışma farkında değil ama ‘sade vatandaş’ı da çok yakından ilgilendiriyor.

Olay özetle şöyle: Sağlık Bakanlığı ve geri ödeme kurumlarının mutabakatıyla ülkemizde bir süre önce ‘Eşdeğer İlaç Uygulaması’ na geçildi. Bu uygulamaya göre geri ödeme kurumları hekimin yazdığı ilacın eşdeğeri olan ucuz ilaçların bedelini karşılıyor, hastanın reçetesindeki ilaç daha pahalı ve hasta mutlaka bu ilacı almak istiyorsa eczaneye fark ödemesi gerekiyor.

Bazı doktorlar ise bu uygulamaya karşı çıkarak reçetelerine ‘muadil ilaç vermeyiniz’ şeklinde bir uyarı yazmaya başladılar. Bu durum ise hasta ve eczacıyı karşı karşıya getirdi, tartışmalar yaşanmaya başladı.

Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı valiliklerden reçetelerinde ‘muadil ilaç vermeyiniz’ ibaresini kullanan hekimlerin, yasal işlem yapılması için Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesini istedi.

Doktorların bir kısmı ‘İlla benim yazdığım ilaç verilecek’ diye tuttururken, eczacılar ve Sağlık ve Maliye Bakanlıkları ‘Eşdeğer ilaç verilmeli’ diye diretiyorlar.

Doktorlar mı haklı, eczacılar mı, yoksa Bakanlık mı?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce eşdeğer ilaç nedir, orijinal ilaç nedir ona bakalım.

Orijinal ilaç veya referans ilaç uzun araştırmalar ve klinik çalışmaları sonucu belli bir hastalık üzerinde olumlu etki yaptığı kanıtlanmış, temeli patentli bir moleküle dayanan ve daha önceden benzeri olmayan yeni ilaçlar için kullanılan bir uluslararası terimdir.

Bildiğim kadarıyla piyasaya çıkma şansı yakalayan orijinal bir ilaç için yapılan harcamalar bir milyar dolar civarındadır. Üretici firmanın araştırma ve geliştirme için yaptığı harcamaların karşılığını alabilmesi ve yeni araştırmalar için de kaynak yaratabilmesi için orijinal ilaçların belirli bir süre başka firmalar tarafından üretilip satılmasına izin verilmez.

Ancak patent ve veri koruma süresi dolduktan sonra başka ilaç firmaları aynı ilacı üreterek piyasaya verebilirler. İşte bu ilaçlara da jenerik ilaç veya eşdeğer ilaç adı verilir. Eşdeğer ilacın orijinal ilaç ile aynı etken maddeyi aynı miktarda ihtiva etmeli ve tedavi etkinliği de aynı olmalıdır.

Eşdeğer ilaçların en önemli özelliği araştırma-geliştirme ve klinik etkinlik-güvenlik çalışmaları yapılmadığı için maliyetlerinin orijinal ilaca göre çok düşük olmasıdır. Bu sayede mesela 50 lira olan bir ilacın fiyatı 5 liraya hatta daha da aşağı düşebilmektedir.

Orijinal ilaç üreten firmalar ‘eşdeğer ilaç orijinal ilacın yerini asla tutamaz’ diye beyin yıkıyor olsalar da, bunları ‘ikinci el ilaç’ diye kötüleseler de eşdeğer ilaçlar maddi imkânları yeterli olmayan kesimin de bu tedavilerden faydalanması mümkün kılan çok yerinde bir uygulamadır. Dünyanın en zengin ülkelerinde de eşdeğer ilaç kullanılmaktadır.

Hekimliğe başladığım ilk günlerden beri hep eşdeğer ilacın yanında oldum. Hastalarıma eşdeğer ilaç yazdım, kendim de gerektiği zaman bu tür ilaçları kullandım. Otuz senelik hekimlik hayatımda da herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Şimdi gelelim kimin haklı kimin haksız olduğuna!

Doktorun yazdığı ilacın eczacılar tarafından değiştirilmesi hasta-doktor arasında bir güven sorunu yaratır veya her doktor hastasının kendi yazdığı ilacı kullanmasını istemek hakkıdır gibi iddialar bana kalırsa geçersiz bahanelerden başka bir şey değildir.

Doktorun eşdeğer ilaca itiraz etmesi kesinlikle doğru değildir. Hatta doktorlar reçetelerine ilacın piyasa adını değil, içindeki kimyasal maddenin ismini yazmalıdır. Tedavi başarısı ve yan etkiler ilacın orijinal veya eşdeğer olmasıyla değil, ilaçtaki kimyasal maddeyle ilgilidir. Hem de bu sayede ilaç firması-doktor ilişkisi de sıfırlanmış olur.

Eczacıların eşdeğer ilaç verme hakları vardır, çünkü günümüzde aynı etken maddeydi ihtiva eden pek çok ilaç vardır ve her eczanenin bunların tümünü her zaman bulundurması imkânsızdır. Ancak bugün ‘Eşdeğer ilaç etkilidir, eczacınıza güvenin’ diye reklâm kampanyaları düzenleyen eczacılar hastalara en ucuz olan eşdeğer ilacı değil kendilerine bir takım menfaatler sağlayan ilaç firmasının ürününü vermektedir. Doktor-ilaç firması arasındaki çıkar ilişkisi eczacı-ilaç firması arasında da vardır.

Gelelim neticeye

Eşdeğer ilaca evet, evet, evet! Ama iki şartla.

Bir: Sağlık Bakanlığı’ nın eşdeğer ruhsatı verdiği bir ilaç hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ‘eşdeğer’ olmalıdır.

İki: Farklı firmaların eşdeğer ilaçlarının fiyatları da eşdeğer olmalıdır. Maliye Bakanlığı aynı işi gören bir ilaca beş-on misli para ödememekte son derece haklıdır. Orijinal ilaca verilen para israftan başka bir şey değildir.

Prof Ahmet Küçükusta

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

reklam
reklam
reklam
Tasarım | aksiyonreklam.com